Avrupa Birliği-Türkiye Ortaklık Konseyi 54. Toplantısı Sonrası Yapılan Basın Açıklaması, Brüksel, 15 Mart 2019

0
346

15/03/2019 Basın açıklaması

  AB-Türkiye Ortaklık Konseyi, 54. Toplantısını 15 Mart 2019, Cuma günü, Brüksel’de gerçekleştirdi. Geçen yıl Türkiye’de “Olağanüstü Hal”in kaldırılmasından sonra yapılan bu ilk Ortaklık Konseyi toplantısı, AB-Türkiye ilişkilerinin değerlendirilmesi ve çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunulması için iyi bir fırsat oluşturdu.

AB tarafında, Birliğin Dışişleri ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Yüksek Temsilci Sn. Federica MOGHERINI’nin başkanlık yaptığı toplantıya Avrupa Komisyonu’nun Avrupa Komşuluk Politikası ve Genişleme Müzakerelerinden sorumlu Üyesi Sn. Johannes HAHN da katıldı. Türk heyeti adına ise başkanlığı Dışişleri Bakanı ve Baş Müzakereci Sn. Mevlüt ÇAVUŞOĞLU yürüttü.

AB, aday ülke ve kilit bir ortak olan Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin önemini bir kez daha teyit etti, ayrıca göç, terörle mücadele, enerji, ulaştırma, ekonomi ve ticaret gibi müşterek ilgi alanına giren konularda ortak zorlukların üstesinden gelinebilmesi amacıyla, oluşturulan çerçeve içinde, açık ve samimi bir diyalog sürdürmenin önemini vurguladı.

AB, Türk hükümetinin AB katılım süreciyle ilgili verdiği taahhütlerin gereğini yerine getirmesi gerektiğinin altını çizdi. 26 Haziran 2018 tarihli Konsey sonuçlarında, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden uzaklaştığının ve bu nedenle katılım müzakerelerinin fiilen durma noktasına geldiğinin belirtildiğini hatırlattı. AB, temel haklar ve hukukun üstünlüğü alanında süregelen ve derin endişe veren gerileme, yargının bağımsızlığı ve işleyişi alanındaki kötüleşme konusundaki endişelerini bir kez daha dile getirdi. Bu bağlamda AB, Türkiye’den, yargı reformu çalışmalarının AB ve Avrupa Konseyi standartlarına uygun bir şekilde gerçekleştirilmesini temin etme beklentisini ifade etti.

AB ayrıca, Şubat ayının sonunda on altı önde gelen aktivistin iddianamesinde görüldüğü üzere, sivil toplumun maruz kaldığı artan baskıdan duyduğu üzüntüyü ifade etti ve gazeteciler dâhil, yaygın tutuklamalar ve gösteri ile diğer tür toplantıların tekrarlayan biçimde yasaklanması karşısında, sivil toplum alanının süratle daralmasından duyduğu endişeleri dile getirdi.  AB, Türkiye’ye yargının bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve temel özgürlükler üzerinde olumsuz etki yaratan tüm engellemelerin kaldırılması çağrısında bulundu.

Hatırlanacağı gibi; AB, 15 Temmuz darbe girişimini derhal ve güçlü bir şekilde kınamıştı. Ayrıca Birlik, darbe girişimi akabinde alınan geniş ölçekli ve toplu nitelikli tedbirlerden haksız şekilde etkilenenlere yönelik bir telafi sisteminin taşıdığı önemin de altını çizmişti.

AB, yaklaşık dört milyon mülteciye ev sahipliği yapan ve onların ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun çabalar sarf eden Türkiye’nin bu ciddi çabalarını güçlü bir şekilde takdir etmektedir; AB-Türkiye Bildirisi’nin uygulanmaya devam etmesinin her iki tarafın da menfaatine olduğunu ve düzensiz göçün durdurulması için taşıdığı hayati önemi koruduğunu vurguladı. AB, başta Suriye, Irak, İran, Orta doğu Barış Süreci, Libya ve Körfezdeki durum olmak üzere ortak menfaatleri ilgilendiren birçok dış politika meselesinin daha fazla gözden geçirilmesine imkân veren kapsamlı ve düzenli AB-Türkiye siyasi diyalogunu memnuniyetle karşılamaktadır. Ayrıca daha geniş bölgede Türkiye’nin sahip olduğu önemli rolün ve sorumluluğun altını çizmektedir ve dış politika konularında güçlendirilmiş bir diyalog, işbirliği ve uyumun yaşamsal önem taşıdığını vurgulamaktadır.

AB ayrıca, Doğu Akdeniz ve Ege Denizi ile ilgili Mart 2018 Avrupa Konseyi sonuçlarını hatırlatarak, iyi komşuluk ilişkilerine dair tutumunu yineledi ve Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde planladığı sondaj faaliyetleriyle ilgili olarak Türkiye tarafından yapılan son açıklamalarla ilgili ciddi endişelerini ifade etti.

AB, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesini amaçlayan müzakerelere yeniden başlanması  doğrultusunda BM tarafından sarf edilen çabaları memnuniyetle karşılamaktadır; Türkiye’nin, BMGK kararları uyarınca ve AB ilkeleri ve AB müktesebatı doğrultusunda, BM çerçevesinde sürece ve adil, kapsamlı ve yaşatılabilir bir çözüme dönük taahhüt ve katkısının taşımayı sürdürdüğü yaşamsal önemi hatırlatmaktadır.

Türkiye AB açısından önemli bir ticaret ortağıdır ve Birlik, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik bağların güçlü olduğunu bir defa daha teyit etmektedir. Türk ekonomisinin karşı karşıya kaldığı sınamaları kaydeden AB, istikrarlı ekonomik ve parasal koşulların yaratılması için bilinen hassasiyetlerin ele alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Ortaklık Anlaşması ve Gümrük Birliği kapsamında ilişkileri gözden geçiren AB, mevcut Gümrük Birliği’nin ayrım gözetmeksizin tüm üye devletlere uygulanmasını sağlaması için Türkiye’ye çağrıda bulundu. Bununla birlikte AB, AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin modernizasyonuyla ilgili olarak başka bir çalışma yapılmamasını öngören Haziran 2018 Konsey sonuçlarını da hatırlatmaktadır.

AB, terörle mücadele adımlarının tümünün demokrasi, insan hakları ve uluslararası hukuk ilkeleriyle uyumlu olması gerektiğini vurgularken, terörle mücadelesinde Türkiye’ye desteğinin devam edeceği taahhüdünde de bulunmuştur. AB, Güney Doğu’daki durumun; kalıcı bir siyasi mutabakata ulaştıracak samimi bir diyaloga dayanacak şekilde, güvenilir ve kapsayıcı bir siyasi çözüme dönülmesini teşvik eder.

CEVAP VER

Yorumumuz
Adınızı Giriniz